Tepe Dış CepheEndüstriyel Temizlik & Bakım
IRATA belgeli dağcı ekibi sahada · İstanbul iş kuleleri silueti, İstanbul

İstanbul · İstanbul iş kuleleri silueti

Yazan: Hamdullah Erol · IRATA Level 3 Süpervizör

Türkiye’de Yüksekte Çalışma Mevzuatı ve Uluslararası Standartlar: Kapsamlı Rehber

Yüksekte çalışmanın kuralları Türkiye’de tek bir metinde toplanmaz; birbirine atıf yapan bir kanun, birkaç yönetmelik ve bunların hiçbirinde adı geçmeyen bir dizi uluslararası standardın kesiştiği yerde durur. Bu rehber o kesişimi tek bir yapıda haritalandırır.

Yüksekte çalışmanın kurallarını tek bir belgede aramak, Türkiye’de sonuçsuz kalan bir arayıştır. Ne 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda «iple erişim» başlıklı bir bölüm vardır, ne de tek bir yönetmelik bir cephe operasyonunun baştan sona nasıl yürütüleceğini anlatır. Gerçek çerçeve, birbirine dayanak veren bir kanun, bu kanunun 30 uncu maddesine dayanılarak çıkarılmış birkaç ayrı yönetmelik, ürün güvenliği tarafında duran bağımsız bir KKD mevzuatı ve, hukuken hiçbirinde zorunlu tutulmadığı hâlde sahada fiilî standart hâline gelmiş, bir dizi uluslararası sertifikasyon şeması ve Avrupa normunun üst üste binmesiyle oluşur. Bu rehber, o katmanları tek bir yapıda haritalandırmak için yazıldı.

Metin dört okuyucuyu gözetiyor: sözleşme imzalamadan önce hangi belgeyi isteyeceğini bilmek isteyen bina ve tesis yöneticileri; taşeron dosyasını denetlerken hangi maddeye dayanacağını netleştirmek isteyen İSG uzmanları; kendi yükümlülük sınırını merak eden asıl işverenler; ve hangi belgenin ne anlama geldiğini henüz ayırt edemeyen teknisyen adayları. Her başlıkta konunun omurgası verilir ve ayrıntıya inen mevcut yazılara yönlendirme yapılır. Mevzuat metinleri değişir, ceza tutarları her yıl güncellenir, standartlar revize edilir; bu yüzden nihai referansın her zaman resmî metnin kendisi olduğu varsayılmalıdır.

Katmanlı Bir Yapı: Hukuki Çerçeve Neden Tek Parça Değil

Türkiye’deki düzenlemeyi anlamanın en pratik yolu, onu üç ayrı katman olarak görmektir. Birinci katman, işverenin genel yükümlülüğünü ve çalışanın haklarını belirleyen çerçeve kanundur: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (kabul tarihi 20/6/2012; 30/6/2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmî Gazete). İkinci katman, bu kanunun 30 uncu maddesine dayanılarak çıkarılmış ve teknik ayrıntıyı taşıyan yönetmeliklerdir, yüksekte çalışma açısından en kritik ikisi Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ile İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’dir. Üçüncü katman ise iş hukukunun değil ürün güvenliği hukukunun alanıdır: kişisel koruyucu donanımın piyasaya arz edilebilmesi için karşılaması gereken teknik şartlar, ayrı bir yönetmelikle ve ayrı bir dayanakla düzenlenir.

Bu üç katmanın hiçbiri diğerinin yerini tutmaz. Bir firmanın 6331’e uygun bir organizasyon kurmuş olması, sahada kullandığı halatın doğru standartta olduğunu göstermez; sertifikalı bir karabina kullanılıyor olması da risk değerlendirmesinin yapıldığı anlamına gelmez. Bu katmanlar hem denetimde hem de bir kaza sonrası hukuki değerlendirmede ayrı ayrı sorgulanır.

6331 Sayılı Kanun: Yüksekte Çalışmayı Doğrudan Etkileyen Maddeler

Kanun yüksekte çalışmayı adıyla düzenlemez; ancak yüksekte çalışmanın hukuki zeminini kuran birkaç madde vardır ve bunların bilinmesi, hem işveren hem taşeron açısından pratik sonuçlar doğurur.

Madde 4. İşverenin genel yükümlülüğü. İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür; bu çerçevede mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması ve gerekli araç gerecin sağlanması işverene aittir. Madde ayrıca işverenin alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izleme, denetleme ve uygunsuzlukları giderme yükümlülüğünü de kapsar. Cephe işlerinde bu maddenin pratik anlamı şudur: işi bir alt yükleniciye devretmek, izleme ve denetleme yükümlülüğünü devretmez. Sorumluluk paylaşımının nasıl işlediğini Türkiye’de yüksekte çalışma ve işveren yükümlülüğü yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Madde 5. Risklerden korunma ilkeleri. Bu madde, işverenin yükümlülüklerini yerine getirirken izleyeceği ilkeleri sıralar; ilk sırada risklerden kaçınmak, ardından kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek gelir. Bu sıralama, sahadaki en temel kararın hukuki karşılığıdır: bir iş yerde yapılabiliyorsa yukarıda yapılmaz; yukarıda yapılması zorunluysa önce toplu koruma, ancak sonra kişisel koruyucu donanım devreye girer.

Madde 10. Risk değerlendirmesi. İşyerinde risk değerlendirmesi yapılması veya yaptırılması, kanunun işverene yüklediği doğrudan bir yükümlülüktür. Yüksekte çalışmada bu, genel geçer bir şablonun doldurulmasıyla karşılanmaz; her binanın ankraj durumu, cephe geometrisi ve çevresel koşulları farklıdır. Bu belgenin nasıl hazırlandığı ve nelerin içinde bulunması gerektiği risk analizi ve İSG dokümanları yazımızın konusudur.

Madde 13. Çalışmaktan kaçınma hakkı. Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışan, kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde işverene, başvurarak durumun tespitini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Talep yönünde karar verilmesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir ve bu dönemdeki ücreti ile sözleşmeden doğan diğer hakları saklıdır. Bu madde, sahada «işi durdurma yetkisi» olarak bilinen kültürel refleksin yasal karşılığıdır; ikisinin nasıl örtüştüğünü ve nerede ayrıştığını stop-work yetkisi yazımızda inceledik.

Madde 14. İş kazası ve meslek hastalığı kayıt ve bildirimi. İşveren, iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmekle yükümlüdür; işyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucusu tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını ise öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde bildirir. Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde bildirir. Yüksekten düşme vakalarında bu sürelerin kaçırılması, olayın kendisinden bağımsız ikinci bir uygunsuzluk doğurur.

Madde 16. Çalışanların bilgilendirilmesi ve Madde 17. Çalışanların eğitimi. İşveren, çalışanları işyerindeki riskler ve alınan tedbirler konusunda bilgilendirmek; iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almalarını sağlamakla yükümlüdür. Madde 17 uyarınca bu eğitim özellikle işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde ya da yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir; değişen ve yeni ortaya çıkan risklere göre yenilenir ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.

Madde 19. Çalışanların yükümlülükleri. Yükümlülük tek yönlü değildir. Çalışan; ekipmanı kurallara uygun kullanmak, güvenlik donanımlarını keyfî olarak çıkarmamak veya değiştirmemek ve ciddi ve yakın tehlike ile karşılaştığında derhal işverene ya da çalışan temsilcisine haber vermekle yükümlüdür. Sahada bir düşme durdurucunun devre dışı bırakılması, yalnızca teknik bir hata değil aynı zamanda bu maddenin ihlalidir.

Madde 26. İdari para cezaları. Kanun, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde uygulanacak idari para cezalarını bu maddede düzenler. Cezalar, ihlal edilen yükümlülüğe göre farklılaşır ve uygulamada işyerinin tehlike sınıfı ile çalışan sayısı gibi ölçütler devreye girebilir. Tutarlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellendiği için bu rehberde bilinçli olarak rakam verilmemiştir; güncel tutar için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili yıla ait duyurusuna bakılmalıdır.

Madde 30. Yönetmelik çıkarma yetkisi. Aşağıda ele alınan iki temel yönetmelik de dayanağını bu maddeden alır. Yani bir cephe operasyonunun teknik kuralları, kanunun kendisinde değil, kanunun yetkilendirdiği yönetmeliklerde aranır.

Yapı İşlerinde İSG Yönetmeliği: Yüksekte Çalışmanın Resmî Tanımı

5/10/2013 tarihli ve 28786 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, Avrupa Birliği’nin 92/57/AET sayılı Konsey Direktifine paralel olarak hazırlanmıştır. Yüksekte çalışmaya ilişkin hükümler yönetmeliğin ana gövdesinde değil, EK-4’te, «Yapı Alanları İçin Asgari Sağlık ve Güvenlik Şartları» başlığı altında, yer alır.

Bu ekin ilk cümlesi, Türkiye’de yüksekte çalışmanın en çok alıntılanan tanımıdır: seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma, yüksekte çalışma olarak kabul edilir. Tanımda belirli bir metre eşiği bulunmaması bilinçli bir tercihtir; ölçüt mesafe değil, düşme sonucu yaralanma ihtimalidir.

Aynı ek, yüksekte yapılan çalışmalarda uyulacak hususları da sıralar. Öne çıkan başlıklar şunlardır: yüksekte yapılması zorunlu olmayan montaj ve benzeri çalışmaların mümkün olduğunca yerde yapılması; çalışmaların önceden planlanması ve yüksekten düşmeye ilişkin hususların acil durum planında yer alması; çalışma yerlerine güvenli erişimin uygun araç ve ekipmanla sağlanması; güvenliğin öncelikle güvenli korkuluklar, düşmeyi önleyici platformlar, bariyerler, kapaklar, çalışma iskeleleri, güvenlik ağları veya hava yastıkları gibi toplu koruma tedbirleriyle sağlanması; toplu koruma tedbirlerinin riski tamamen ortadan kaldıramadığı, uygulanmasının mümkün olmadığı, daha büyük tehlike doğurabileceği veya geçici olarak kaldırılmasının gerektiği hâllerde uygun bağlantı noktaları veya yaşam hatları oluşturulması; donanımların düzenli kontrol ve bakımının yapılması; çalışanların bilgilendirilip eğitilmesi; ve çalışmaların işveren tarafından görevlendirilen ehil bir kişinin gözetim ve kontrolü altında gerçekleştirilmesi.

İki ayrıntı özellikle bina sahipleri açısından önemlidir. Birincisi, yapı işleri sırasında ve sonrasında yüksekte yapılacak çalışmalarda kullanılmak üzere oluşturulacak yaşam hatları için gerekli bağlantı noktaları ve yapısal düzenlemelerin, projenin hazırlık aşamasında belirlenerek sağlık ve güvenlik planında yer alması gerekir. Bu hüküm, ankraj probleminin bina teslim edildikten sonra çözülecek bir detay değil, tasarım aşamasına ait bir yükümlülük olduğunu söyler. Ankraj tiplerinin teknik farklarını kimyasal ve mekanik ankraj yazımızda ele aldık. İkincisi, korkuluk ölçüleri sayısal olarak belirlenmiştir: platformdan en az bir metre yükseklikte ana korkuluk, en az 15 santimetre yüksekliğinde topuk levhası ve araları 47 santimetreden fazla olmayacak şekilde ara korkuluk aranır. Kullanılan güvenlik ağlarının ise TS EN 1263-1 ve TS EN 1263-2 standartlarına uygun olması gerektiği açıkça yazılıdır, yönetmeliğin bir standarda doğrudan atıf yaptığı sayılı yerlerden biridir bu.

İş Ekipmanları Yönetmeliği EK-2/4.4: Halatla Çalışmanın Doğrudan Dayanağı

Türkiye’de iple erişimin hukuki dayanağının nerede olduğu sorulduğunda verilecek en doğru cevap, 25/4/2013 tarihli ve 28628 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’dir. Yönetmelik 6331 sayılı Kanunun 30 ve 31 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır ve 3/10/2009 tarihli ve 2009/104/AT sayılı Avrupa Birliği Direktifine paraleldir. EK-2’nin 4 numaralı bölümü yüksekte yapılan geçici işlerde iş ekipmanının kullanımına ayrılmıştır ve 4.4 alt başlığı doğrudan halat kullanılarak yapılan çalışmaları düzenler.

Bu hükmün içeriği, iple erişimin uluslararası pratiğiyle birebir örtüşür. Sistemde biri inip çıkmada veya destek olarak kullanılan çalışma halatı, diğeri güvenlik halatı olmak üzere ayrı kancalı en az iki halat bulunması aranır, yani çift halat ilkesi Türkiye’de bir sektör âdeti değil, yazılı bir kuraldır. Çalışanlara çalışma halatına bağlı paraşütçü tipi emniyet kemeri verilmesi ve kemerin ayrıca güvenlik halatı ile bağlantısının sağlanması zorunludur. Çalışma halatı güvenli iniş ve çıkış araçlarıyla teçhiz edilir ve kullanıcının hareket kontrolünü kaybetmesi hâlinde düşmesini önlemek için kendiliğinden kilitlenebilen bir sisteme sahip olmalıdır; güvenlik halatında da çalışanla birlikte hareket eden düşmeyi önleyici bir sistem bulunur. Alet, edevat ve aksesuarlar emniyet kemerine, oturma yerine veya başka uygun bir yere bağlanarak güvenli hâle getirilir. Acil bir durumda çalışanın derhâl kurtarılabilmesi için işin uygun şekilde planlanması ve gözetim sağlanması gerekir; çalışanlara yapacakları işe uygun ve özellikle kurtarma konusunda yeterli eğitim verilir.

Yönetmelik dar bir istisna da tanır: risk değerlendirmesi göz önünde bulundurularak, ikinci bir halat kullanılmasının işi daha tehlikeli hâle getirdiği istisnaî durumlarda tek halatla çalışmaya izin veren bir hüküm bulunur. Bu istisnanın sahada gerekçesiz genişletilmesi uygunluk iddiasını dayanaksız bırakır; istisna, risk değerlendirmesiyle belgelenmediği sürece istisna değildir. Buradan çıkan sonuç açıktır: Türkiye’de iple erişim, mevzuatın tanımadığı gri bir yöntem değil, kurtarma planı zorunluluğu dâhil temel ilkeleri yazılı olarak düzenlenmiş bir çalışma biçimidir.

Kişisel Koruyucu Donanım: İki Ayrı Yönetmelik, İki Ayrı Muhatap

KKD konusunda en sık yapılan hata, tek bir yönetmelik varmış gibi konuşmaktır. Aslında iki ayrı düzenleme, iki farklı muhataba hitap eder.

Birincisi ürün tarafındadır: 1/5/2019 tarihli ve 30761 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği (AB) 2016/425, dayanağını 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Kanun’dan alır ve muhatabı üretici ile piyasaya arz edendir. Yönetmelik KKD’leri risk kategorilerine göre sınıflandırır. Yüksekten düşmeye karşı koruma sağlayan donanımlar, ölümcül veya geri dönüşü olmayan sağlık hasarlarına karşı koruyan Kategori III kapsamındadır. Bu kategorinin pratik sonucu şudur: Kategori III ürünlerde uygunluk değerlendirmesi tek aşamalı değildir. AB tip incelemesinin (Modül B) ardından üretimin gözetimine ilişkin bir modül (Modül C2 veya Modül D) uygulanır ve onaylanmış kuruluşun kimlik kayıt numarası CE işaretinin yanına konulur. Yani bir düşüş durdurma ekipmanında CE işaretinin yanında dört haneli bir sayı görmek, tesadüf değil, kategoriden doğan bir zorunluluktur. CE işaretinin ne anlattığını ve neyi anlatmadığını CE işareti ve KKD yazımızda ayrıca ele aldık.

İkincisi kullanım tarafındadır: 2/7/2013 tarihli ve 28695 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik, muhatabı işveren olan düzenlemedir. Bu yönetmelik uyarınca KKD çalışana ücretsiz verilir, yeterli miktarda ve kolay ulaşılabilir şekilde bulundurulur; işveren KKD’nin hangi risklere karşı ve nasıl kullanılacağı konusunda uygulamalı eğitim ve bilgi verir; kullanılacak KKD’nin belirlenmesinde çalışan temsilcilerinin ve çalışanların görüşleri alınır ve katılımları sağlanır. Yüksekte çalışmada hangi donanımın hangi işlev için zorunlu olduğunu yüksekte çalışmada zorunlu KKD yazımızda listeledik.

Ayrımı akılda tutmanın basit yolu: ilk yönetmelik ekipmanın satılabilir olup olmadığını, ikincisi ise sahada doğru şekilde temin edilip kullanılıp kullanılmadığını düzenler. Bir denetimde ikisi de ayrı ayrı sorulabilir.

Tehlike Sınıfı, Mesleki Eğitim ve İSG Eğitimi Yükümlülüğü

İşyerinin tehlike sınıfı, İSG yükümlülüklerinin yoğunluğunu doğrudan belirler. Sınıf, işyerinin NACE koduna göre İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’nin ekindeki listeden okunur. Cephe temizliği ve benzeri bina bakım faaliyetlerinin hangi sınıfa girdiği, tam olarak hangi NACE alt kodunun tescil edildiğine bağlıdır ve tebliğ zaman içinde güncellenmektedir; bu nedenle burada sabit bir sınıf iddiasında bulunmuyoruz, doğru cevap, ilgili işyerinin kendi NACE kodunun yürürlükteki tebliğ ekinde karşılık geldiği satırdır.

Sınıfın iki somut sonucu vardır. Birincisi eğitim yükümlülüğüdür: 15/5/2013 tarihli ve 28648 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik uyarınca temel eğitim süreleri az tehlikeli işyerlerinde en az sekiz saat, tehlikeli işyerlerinde en az on iki saat, çok tehlikeli işyerlerinde en az on altı saattir; eğitimlerin tekrarlanma sıklığı ise çok tehlikeli sınıfta yılda en az bir defa, tehlikeli sınıfta iki yılda en az bir defa, az tehlikeli sınıfta üç yılda en az bir defadır.

İkincisi mesleki eğitim belgesi zorunluluğudur: 13/7/2013 tarihli ve 28706 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik, ekindeki listede yer alan işlerde çalıştırılacakların mesleki eğitim almış olmasını ve bunu yönetmelikte sayılan belgelerden biriyle belgelemesini şart koşar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: bu belge, uluslararası bir iple erişim sertifikasının yerine geçmez; ikisi farklı hukuki rejimlere ait, birbirini ikame etmeyen belgelerdir. Bu ayrım, aşağıda «sık karıştırılan kavramlar» başlığında ayrıca ele alınıyor.

IRATA: Kuzey Denizi’nden Doğan Bir Denetim Şeması

IRATA (Industrial Rope Access Trade Association), 1980’lerin sonunda Birleşik Krallık’ta kuruldu; kuruluş yılı yaygın olarak 1988 şeklinde anılır, bazı kaynaklar 1987’ye işaret eder. Kuruluş bağlamı sektörün kendi ihtiyacından doğdu: Kuzey Denizi’ndeki açık deniz petrol ve gaz platformlarında bakım ve muayene işleri için mağaracılık ve dağcılıktan uyarlanan halat teknikleri kullanılmaya başlanmıştı, ancak bu tekniklerin güvenli biçimde uygulandığını doğrulayacak ortak bir sistem ve denetim mekanizması yoktu. Kurucu şirketlerin attığı belirleyici adım, teknisyenler için bir belgelendirme, üye şirketler için ise bir uygunluk ve denetim sistemi kurmak oldu.

IRATA’nın bugünkü yapısı iki temel dokümana dayanır. Birincisi ICOP (International Code of Practice), yani sistemin operasyonel uygulama kurallarını belirleyen ana metindir. İkincisi TACS (Training, Assessment and Certification Scheme), eğitim ve belgelendirme şemasını düzenleyen dokümandır. Teknisyen belgelendirmesi üç seviyelidir ve seviyeler arasında geçiş, kayıt defterine (logbook) işlenen fiilî saha süresine bağlanmıştır: Seviye 1’den Seviye 2’ye ve Seviye 2’den Seviye 3’e geçişte, mevcut seviyede asgari 12 ay ve asgari 1.000 saat kayıtlı deneyim aranır. Belgeler süresizdir değil, üç yıl geçerlidir ve yenileme, bir eğitim döneminin ardından bağımsız bir değerlendiriciyle yapılan sınavla gerçekleşir; belge bitiş tarihinden önceki belirli bir pencerede erken yenileme yapıldığında süre kaybı yaşanmaz. Uzun süre halatla çalışılmayan dönemlerin ardından tazeleme eğitimi öngörülür.

Seviye sisteminin ne anlama geldiğini ve hangi seviyenin sahada neyi yapmaya yetkili olduğunu IRATA nedir ve IRATA Level 1-2-3 farkları yazılarımızda; süpervizörlük rolünü IRATA Level 3 süpervizör yazımızda; eğitim ve yenileme sürecini ise IRATA eğitim, sınav ve yenileme yazımızda ayrıntılı ele aldık.

IRATA’yı yalnızca bir eğitim kuruluşu olarak görmek, sistemin en ayırt edici tarafını kaçırmak olur. Teknisyen belgesi bireye aittir; buna karşılık üye şirketler ayrı bir denetim rejimine tabidir. Yani sahada IRATA belgeli bir teknisyenin bulunması ile işi yapan şirketin IRATA üyesi ve denetlenmiş bir kuruluş olması, birbirinden farklı iki bilgidir. Hizmet alırken ikisinin de ayrı ayrı sorulması gerekir.

SPRAT: Kuzey Amerika Kökenli Paralel Sistem

SPRAT (Society of Professional Rope Access Technicians), 1990’ların ortasında Kuzey Amerika’da, halat erişim tekniklerini kullanan şirket ve operatör sayısındaki artışın doğurduğu ihtiyaca yanıt olarak kuruldu. Kuruluşta rol alan isimler, sektörün ilk mutabakata dayalı standardı olan Safe Practices for Rope Access Work belgesini hazırladı; sonraki dönemde teknisyen belgelendirme gereklilikleri (Certification Requirements for Rope Access Technicians) ayrı bir doküman olarak geliştirildi.

SPRAT ile IRATA arasındaki farkı tek cümleyle özetlemek gerekirse: ikisi de üç kademeli bir teknisyen yapısı ve bir yazılı uygulama standardı etrafında kurulmuştur, ancak coğrafi ağırlıkları ve kurumsal işleyişleri farklıdır. SPRAT Kuzey Amerika pazarında baskındır; IRATA ise Birleşik Krallık, Avrupa ve açık deniz sektörü başta olmak üzere uluslararası düzlemde daha yaygın tanınır. İki sistemin karşılaştırmalı analizi için SPRAT nedir ve SPRAT ile IRATA farkı yazılarımıza bakabilirsiniz.

Karşılıklı tanınma konusunda temkinli olmak gerekir. Kamuya açık kaynaklarda iki kuruluş arasında biçimsel, otomatik bir denklik anlaşması bulunduğuna dair açık bir teyit bulunmuyor; yaygın olarak dile getirilen şey, seviyelerin içerik olarak büyük ölçüde örtüştüğü ve birçok pazarda her iki belgenin de ön yeterlilik şartlarını karşıladığıdır. Bu, «bir belge diğerinin yerine otomatik geçer» demekle aynı şey değildir. Pratikte belirleyici olan, işi veren tarafın sözleşmede hangi şemayı şart koştuğudur; bu yüzden ihale veya sözleşme aşamasında kabul edilen şemanın açıkça yazılması, sonradan doğacak tartışmaları önler.

Teknik Ekipman Standartları: EN Normları Haritası

Yüksekte çalışma ekipmanı, hangi işlevi gördüğüne göre farklı Avrupa normlarına tabidir. Aşağıdaki tablo, iple erişimde en sık karşılaşılan normların işlevsel haritasıdır. Bu bir alışveriş listesi değil, bir okuma anahtarıdır: ekipmanın üzerindeki kodun ne anlattığını çözmeye yarar.

NormKapsamPratik anlamı
EN 1891Düşük uzamalı (low stretch) kernmantel halatlar8,5–16 mm çap aralığındaki halatları kapsar; Tip A genel iple erişim kullanımı için, Tip B daha düşük performanslı yardımcı halat olarak tanımlanır
EN 12841İple erişim sistemleri, halat ayarlama cihazlarıTip A emniyet hattı cihazı (backup), Tip B çıkış (ascender), Tip C iniş (descender) olarak ayrılır
EN 361Düşüş durdurma amaçlı tam vücut kemeriDüşüş durdurma bağlantı noktalarını tanımlar; iple erişimde temel kemer normudur
EN 358İş konumlandırma ve tutunma kemerleri ve lanyardlarıKonumlandırma içindir, tek başına düşüş durdurma işlevi görmez
EN 813Askıda çalışma için oturma kemeriUzun süreli askıda çalışmada gövde alt bağlantısını sağlar
EN 355Enerji sönümleyicilerDüşüş anında vücuda aktarılan darbe kuvvetini sınırlar
EN 362Bağlantı elemanları (endüstriyel karabina, maillon)Endüstriyel KKD kapsamındaki bağlantı elemanı normudur
EN 12275Dağcılık ekipmanı, bağlantı elemanlarıDağcılık/tırmanış kapsamındadır; endüstriyel kullanımda EN 362 aranır
EN 795Ankraj cihazlarıTip A yapıya sabit, Tip B taşınabilir, Tip C esnek yatay hat, Tip D rijit yatay hat, Tip E ağırlık ve sürtünmeye dayalı
EN 363Düşme koruma sistemleri (bütün olarak)Bileşenlerin bir sistem hâline nasıl geldiğini tanımlar
EN 365Genel gerekliliklerKullanım talimatı, bakım, periyodik muayene, onarım, işaretleme ve ambalajlamaya ilişkin genel şartları belirler
EN 397Endüstriyel baretÇene kayışı zorunlu değildir; opsiyonel kayış belirli bir kuvvette kopacak şekilde tasarlanır
EN 12492Dağcılık kaskıÇene kayışının kopmaması esastır; iple erişimde yaygın olarak tercih edilen normdur
EN 388Mekanik risklere karşı koruyucu eldivenAşınma, kesilme, yırtılma ve delinme performansını kodlar

Tablodaki iki satır özellikle dikkat ister, çünkü sahada en sık karıştırılan ayrımlar buradadır.

EN 362 ile EN 12275 aynı şey değildir. İkisi de bağlantı elemanlarını (karabina, maillon) düzenler; ancak EN 362 endüstriyel KKD kapsamındaki bağlantı elemanları için, EN 12275 ise dağcılık ve tırmanış ekipmanı için yazılmıştır. Test yöntemleri de farklıdır, örneğin EN 362’de yük belirli bir süre uygulanıp korunurken EN 12275’te yük kopma noktasına kadar artırılır. Bazı ürünler her iki normu birden taşıyabilir; ancak endüstriyel bir cephe operasyonunda aranması gereken işaret EN 362’dir. Yalnızca EN 12275 işaretli bir karabinayı endüstriyel düşme koruma zincirine dahil etmek, uygunluk açısından savunulabilir bir tercih değildir.

EN 397 ile EN 12492 arasındaki fark çene kayışındadır. EN 397 endüstriyel bareti, öncelikle yukarıdan düşen cisme karşı korumak üzere tanımlar; çene kayışı zorunlu değildir ve varsa, kullanıcının makineye takılıp boğulmasını önlemek amacıyla belirli bir kuvvette kopacak şekilde tasarlanır. EN 12492 ise dağcılık kaskı normudur ve tam tersini ister: kayışın kafada kalması esastır, belirli bir kuvvetin altında kopmaması aranır. Askıda çalışan, sallanma ve yandan darbe ihtimali bulunan bir teknisyen için kaskın kafada kalması belirleyici olduğundan, iple erişimde EN 12492 yaygın olarak tercih edilen normdur. Ekipman normlarının ayrıntılı teknik açıklaması için iple erişimde EN standartları yazımıza bakabilirsiniz; terimlerin karşılıkları ise iple erişim terimler sözlüğü yazımızda toplanmıştır.

EN 365 ise listedeki en az bilinen ama denetim açısından en kritik normlardan biridir: ekipmanın kendisini değil, ona eşlik etmesi gereken bilgi ve süreci, kullanım talimatı, bakım, periyodik muayene, onarım, işaretleme ve ambalajlama şartlarını, düzenler. Bir ekipman parkının izlenebilirlik kayıtları tartışmaya açıldığında referans alınan çerçeve büyük ölçüde budur.

Türk Mevzuatı ile Uluslararası Sistemin Kesişimi: Dürüst Bir Değerlendirme

Bu rehberin en çok yanlış anlaşılmaya açık bölümü burasıdır, bu yüzden olabildiğince net olalım.

Türk mevzuatı, iple erişim işini yapacak teknisyenin IRATA veya SPRAT belgeli olmasını adıyla ve doğrudan zorunlu kılmaz. Mevzuatın aradığı şey işlevseldir: çift halat sistemi, kendiliğinden kilitlenen cihazlar, düşmeyi önleyici sistem, uygun KKD, kurtarma planı ve kurtarma dâhil yeterli eğitim ile ehil bir kişinin gözetimi. Yani kanun ve yönetmelikler bir sonucu tarif eder, o sonuca hangi belgelendirme şemasıyla ulaşılacağını değil.

Ancak pratikte bu boşluk sözleşmelerle doldurulur. Kurumsal binalar, plaza yönetimleri, sanayi tesisleri ve özellikle uluslararası sermayeli işletmeler, ihale ve ön yeterlilik şartnamelerinde çoğunlukla IRATA ya da SPRAT belgesi arar. Sebebi hukuki değil, ispat kolaylığıdır: «yeterli eğitim» ve «ehil kişi» ifadeleri denetlenebilir bir ölçüt sunmazken, üçüncü taraf denetimli bir belgelendirme şeması sunar. Aynı mantık sigorta ve mali mesuliyet tarafında da işler; bu ilişkiyi İSG ve sigorta yazımızda ayrıca ele aldık.

Buna karşılık ekipman tarafında kesişim çok daha doğrudandır. KKD Yönetmeliği ürünün temel sağlık ve güvenlik gerekliliklerini karşılamasını ister; bu gerekliliklerin sahada karşılandığını gösteren pratik yol ise ilgili uyumlaştırılmış Avrupa normuna uygunluktur. Bu yüzden EN 1891, EN 361, EN 362, EN 12841, EN 795 gibi kodlar mevzuat metninde tek tek sayılmasa bile fiilen kaçınılmaz hâle gelir. Yapı İşlerinde İSG Yönetmeliği’nin güvenlik ağları için TS EN 1263-1 ve TS EN 1263-2’ye doğrudan atıf yapması ise, mevzuatın standarda açık atıf yaptığı ender örneklerden biridir.

Sonuç olarak dürüst tablo şudur: Türkiye’de uluslararası sertifikasyon hukuken zorunlu değil, ancak ticari olarak fiilî standarttır; ekipman standartları ise hukuken dolaylı, pratikte doğrudan bağlayıcıdır. Bu iki cümlenin ötesine geçen, örneğin «Türk kanunu IRATA’yı şart koşar» türünden, iddialar doğru değildir ve bu tür iddiaları içeren tanıtım metinleri, aslında mevzuata hâkim olunmadığının işaretidir.

Sık Karıştırılan Kavramlar

«Sertifika» ile «belge» aynı şey değildir. Türkçede ikisi de gündelik dilde birbirinin yerine kullanılır, ama hukuken farklı rejimlere aittir. Mesleki eğitim belgesi, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik kapsamında aranan, ulusal bir yükümlülüğün karşılığıdır. IRATA veya SPRAT sertifikası ise özel hukuk kişisi olan uluslararası bir kuruluşun kendi şemasına göre verdiği, üçüncü taraf değerlendirmesine dayanan bir yetkinlik belgesidir. Biri diğerinin yerine geçmez; bir teknisyenin her ikisine de ihtiyacı olabilir.

Teknisyen belgesi ile şirket üyeliği farklı şeylerdir. Bir çalışanın IRATA belgeli olması, çalıştığı şirketin denetlenmiş bir üye kuruluş olduğunu göstermez. Tersi de geçerlidir. Hizmet alırken iki sorunun ayrı ayrı sorulması gerekir: sahaya gelecek ekipteki her teknisyenin belgesi geçerli mi, ve işi yapan tüzel kişi hangi denetim rejimine tabi?

Logbook bir formalite değil, sistemin omurgasıdır. IRATA şemasında seviye atlamanın koşulu yalnızca eğitim almak değil, mevcut seviyede asgari 12 ay ve asgari 1.000 saat kayıtlı saha deneyimi biriktirmektir; bu kayıt logbook üzerinden yürür. Dolayısıyla logbook, geçmiş işlerin bir hatırası değil, belgenin geçerliliğini besleyen fiilî kayıttır. Kayıtların doğrulanabilirliği, seviye yükseltme başvurularında ayrıca gözetilir.

«Kimin gerçekten yetkili olduğunu» nasıl anlarım? Pratik yol dörtlü bir kontroldür. Birincisi, belgenin fiziki kopyasına değil, veren kuruluşun kendi kayıt sistemindeki karşılığına bakılır, bir belgenin görüntüsü tek başına doğrulama değildir. İkincisi, belgenin geçerlilik tarihi kontrol edilir; IRATA belgeleri üç yıllıktır ve süresi dolmuş bir belge, geçmişte alınmış olmasından bağımsız olarak sahada geçerli değildir. Üçüncüsü, ekipte operasyonu yönetecek seviyede (Seviye 3 / süpervizör) birinin bulunup bulunmadığı sorulur. Dördüncüsü, teknisyen belgesinin yanında şirketin kendi denetim durumu ayrıca sorgulanır. Belge doğrulamanın adım adım nasıl yapıldığını IRATA ve SPRAT belge doğrulama yazımızda anlattık; genel bir temizlik firması ile belgeli bir iple erişim ekibi arasındaki farkı ise temizlik firması mı, IRATA ekibi mi yazımızda karşılaştırdık.

Rehberi Bir Kontrol Listesi Olarak Kullanmak

Yukarıdaki başlıklar, bir tesis veya bina yöneticisi için sekiz soruluk bir sıraya dönüştürülebilir. Bir: iş gerçekten yukarıda mı yapılmak zorunda, 6331’in 5 inci maddesindeki ilkeler ve EK-4’ün yerde yapılabilecek işlere ilişkin hükmü bu soruyu ilk sıraya koyar. İki: toplu koruma seçenekleri tükendi mi; korkuluk, platform, ağ veya iskele mümkünse halat sistemi birinci tercih değildir. Üç: bu binaya özgü bir risk değerlendirmesi ve yazılı bir kurtarma planı var mı. Dört: sistem çift halat ilkesine uygun kuruluyor mu, tek halat istisnası iddia ediliyorsa risk değerlendirmesinde gerekçelendirilmiş mi. Beş: düşüş durdurma zincirindeki her parça Kategori III kapsamına uygun, doğru EN normunu taşıyan ve periyodik muayene kaydı bulunan bir ürün mü. Altı: teknisyen belgeleri geçerli mi, ekipte yetkili bir süpervizör var mı, mesleki eğitim belgesi yükümlülüğü karşılanmış mı. Yedi: ankraj noktaları yapısal olarak uygun mu ve mümkünse projede tanımlanmış mı. Sekiz: 13 üncü maddeden doğan çalışmaktan kaçınma hakkının saha kültüründe fiilen bir karşılığı var mı.

Bu sekiz sorunun tamamına belgeyle cevap verilebiliyorsa, hukuki ve teknik çerçeve büyük ölçüde karşılanmış demektir. Herhangi birine verilen cevap «öyle olduğunu varsayıyoruz» ise, o başlık kapatılmamış bir risk olarak durur. Son bir uyarı: bu rehber hukuki mütalaa değildir; buradaki bilgiler yayın tarihi itibarıyla resmî kaynaklardan doğrulanmıştır, bağlayıcı bir karar öncesinde mevzuat.gov.tr ve Resmî Gazete üzerinden yürürlükteki metin teyit edilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye’de yüksekte çalışma için kaç metre eşiği vardır?

Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin EK-4’ünde yer alan tanımda sabit bir metre eşiği bulunmaz; seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma yüksekte çalışma sayılır. Dolayısıyla ölçüt mesafe değil, düşme hâlinde yaralanma ihtimalidir ve bu değerlendirme her saha için ayrıca yapılır.

İple erişimin Türkiye’de doğrudan bir yasal dayanağı var mı?

Evet. İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği’nin (25/4/2013 tarihli ve 28628 sayılı Resmî Gazete) EK-2’sinde yüksekte yapılan geçici işlere ayrılmış bölümün 4.4 alt başlığı, halat kullanılarak yapılan çalışmaları doğrudan düzenler ve ayrı kancalı en az iki halat, paraşütçü tipi emniyet kemeri, kendiliğinden kilitlenen iniş sistemi, düşmeyi önleyici cihaz, ekipmanın bağlanması, kurtarma planlaması ve kurtarma dâhil eğitim şartlarını sayar.

Yasal olarak IRATA belgesi zorunlu mu?

Türk mevzuatı IRATA veya SPRAT belgesini adıyla zorunlu kılmaz; aradığı şey yeterli eğitim, kurtarma yetkinliği ve ehil bir kişinin gözetimidir. Ancak kurumsal şartnameler, sigorta süreçleri ve ön yeterlilik değerlendirmeleri bu belgeleri yaygın olarak şart koştuğu için pratikte fiilî bir standart hâline gelmiştir; sözleşmede hangi şemanın kabul edildiğinin açıkça yazılması, sonradan doğacak tartışmaları önler.

İşi taşerona verdim, sorumluluğum bitti mi?

Hayır. 6331 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi işverene yalnızca tedbir alma değil, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izleme ve denetleme ve uygunsuzlukları giderme yükümlülüğü de yükler. Ayrıca bina veya tesis tarafında ankraj noktalarının yapısal uygunluğu, çatıya güvenli erişim ve zemin alan emniyeti gibi konular çoğunlukla asıl işverenin kontrolündedir; bu nedenle sorumluluk devredilmiş sayılmaz.

Bir karabinada EN 12275 yazıyorsa endüstriyel işte kullanılabilir mi?

EN 12275 dağcılık ve tırmanış ekipmanı için yazılmış bir normdur; endüstriyel düşme koruma zincirinde aranan norm EN 362’dir ve iki norm farklı test yöntemleri kullanır. Bazı ürünler her iki normu birden taşıyabilir ve bu durumda endüstriyel kullanım için EN 362 işaretinin bulunması esastır; yalnızca EN 12275 işaretli bir bağlantı elemanı endüstriyel uygunluk açısından savunulabilir bir tercih değildir.

Ekipteki teknisyenin belgesini nasıl doğrularım?

Belgenin fotoğrafı veya fotokopisi tek başına doğrulama sayılmaz; belgeyi veren kuruluşun kendi kayıt sistemi üzerinden teyit alınması gerekir. Ayrıca geçerlilik tarihine bakılmalı (IRATA belgeleri üç yıllıktır), ekipte operasyonu yönetecek seviyede bir süpervizörün bulunup bulunmadığı sorulmalı ve teknisyen belgesinden ayrı olarak işi yapan şirketin denetim durumu da sorgulanmalıdır.

Bu rehber, dağınık hâldeki hukuki ve teknik çerçeveyi tek bir yerde toplamak amacıyla hazırlandı; ihtiyaç duyulan noktalarda ilgili derin içeriklere yönlendirmeler yapıldı. Belirli bir bina için mevzuata uygun bir yüksekte çalışma planı, risk değerlendirmesi veya belge doğrulaması konusunda profesyonel desteğe ihtiyaç duyarsanız iple erişim ve endüstriyel dağcılık hizmet sayfamızı inceleyebilir, hizmet aldığınız ekibin belgelerini kendiniz kontrol etmek isterseniz IRATA ve SPRAT belge doğrulama yazımızdaki adımları izleyebilirsiniz.

PaylaşWhatsAppLinkedInX

Sahadan kareler

Bu yazıyla ilgili işlerimiz

Yazının konusuna yakın, kendi sahalarımızdan fotoğraflar.

Plaza atriumunun kavisli iç cam duvarında iple erişimle yüksek hacim cam temizliği yapan 7 kişilik ekip

Atrium cam temizliği

Yüksek iç hacimde iple erişim temizliği

Plaza cam cephesinde iple erişim, solüsyon ve çekçekle dış cephe cam temizliği yapan 4 kişilik ekip

Dış cephe cam temizliği

İple erişimle dış cephe cam temizliği

Koyu doğramalı cam cephede iple erişim ve köpüklü aplikatörle dış cephe cam silimi yapan dağcı personel

Dış cephe cam temizliği

İple erişimle dış cephe temizliği

İç avlulu bina cam cephesinde iple erişim, çekçek ve kova ile dış cephe cam temizliği yapan 3 kişilik ekip

Dış cephe cam temizliği

İple erişimle cam temizliği

İstanbul Sapphire (Levent) eğimli cam etekte iple erişimle cam temizliği yapan yaklaşık 10 kişilik ekip

İstanbul Sapphire · Levent, İstanbul

İple erişimle dış cephe cam temizliği

Cam gökdelende iple erişimle temizlik yapan 11 kişilik ekip

Gökdelen cam temizliği

İple erişimle dış cephe cam temizliği

Bu konunun hizmeti

Okuduğunuzu uygulatmak isterseniz

Yazının konusuyla ilgili hizmetlerimiz. Kart görselleri kendi sahalarımızdan.

Yorumlar

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanır.

Projeniz için

Bu bilgiyi kendi cephenize uygulamak isterseniz

Her yapı, erişim noktası ve iş farklı. Projenizi yazın; hangi yöntemin uyduğunu ve keşifte nelere bakacağımızı söyleriz.

AraTeklif Al